Telefonumun pili, aldığımdan yaklaşık iki yıl sonra öğleden sonra 3'te ölmeye başladı. Sabah %100'le çıkıyordum, akşam eve varmadan powerbank arıyordum. O dönem "pil eskidi, yapacak bir şey yok" diye düşünüyordum. Sonra ayarlarla ve şarj alışkanlıklarımla biraz oynayınca aynı telefonu bir yıl daha idare ettiğimi fark ettim. Aşağıda anlattıklarım bu deneyimden ve o süreçte defalarca test ettiğim şeylerden çıktı.
Öncelikle şunu netleştirelim: telefon bataryası ömrü iki farklı şeyi anlatır. Biri tek şarjla ne kadar dayandığı (kullanım süresi), diğeri pilin kaç yıl sağlıklı kalacağı (fiziksel ömrü). İkisinin çözümü de farklı. İlkinde ekran ve arka plan uygulamaları başrolde, ikincisinde ise ısı ve şarj döngüleri. Bu ayrımı yapmadan uygulanan "pil tasarrufu" tavsiyeleri çoğu zaman boşa gidiyor.
Yıllarca yaptığım en büyük hata, telefonu gece boyunca prizde bırakmak ve pil %2'ye düşene kadar kullanmaktı. Lityum-iyon piller bu iki uçtan da hoşlanmıyor. Modern telefonlar kendini korumak için birçok önlem alıyor ama alışkanlığınız bu önlemleri zorluyorsa yine de yıpranma hızlanıyor.
Pili tamamen boşaltıp tamamen doldurmak, hücrelere en çok yük bindiren senaryo. Ben masamda çalışırken %30'a düştüğünde takıyorum, %80 civarında çıkarıyorum. Bunu her seferinde yapmak mümkün değil elbette; uzun yola çıkacaksam %100 dolduruyorum, hiç sorun değil. Önemli olan bunun kural değil istisna olması.
Son yıllardaki telefonların çoğunda "şarj sınırı" veya "optimize edilmiş şarj" adında bir ayar var. Android tarafında genelde Ayarlar → Pil altında, iPhone'da Pil → Pil Sağlığı ve Şarj bölümünde bulunuyor. Bu ayarı açtığınızda telefon gece boyunca %80'de bekliyor, kalkma saatinize yakın kalan kısmı tamamlıyor. Elinizle uğraşmadan aynı sonucu alıyorsunuz.
Bunu yaşayarak öğrendim: yazın araba gösterge panelinde navigasyon açık telefonla iki saat yol gittikten sonra pilim gözle görülür şekilde bozulmuştu. Isı, kimyasal yaşlanmayı hızlandırıyor ve bu hasar geri gelmiyor.
Hızlı şarj kötü değil, ama her gün 65W adaptörle doldurmak yerine gece ya da masa başında normal bir adaptör kullanmayı tercih ediyorum. Kablosuz şarj pratik ama ısı üretimi daha fazla; ben sadece kısa süreli takviyeler için kullanıyorum. Ayrıca ucuz, sertifikasız adaptörlerden kaçının — gerilim dalgalanması hem pile hem şarj devresine zarar verebiliyor.
Fiziksel ömrü korumak uzun vadeli iş; asıl fark yaratan kısım ise telefonun neyi boşa harcadığını bulmak. Bunun için tahmin yürütmeyi bırakıp ölçmeye başladım.
Ayarlar → Pil ekranında son 24 saatin veya haftanın uygulama bazlı tüketimi listelenir. Bende ilk baktığımda listenin başında hiç kullanmadığım bir alışveriş uygulaması vardı; sürekli konum ve bildirim istiyordu. Sildim, günlük tüketimim hissedilir şekilde düştü. Bu listeye ayda bir bakmayı alışkanlık yapın; şüpheli bir uygulama görürseniz arka plan yenilemesini kapatın ya da kaldırın. Zararlı yazılımların da pili anormal şekilde tükettiğini unutmayın — cihazınız sebepsiz ısınıyor ve pil eriyorsa, kötü amaçlı yazılım kontrolü yapmaya değer.
Ekran neredeyse her telefonda tüketimin birinci sırasında. Yaptığım üç ayar:
Ayrıca "her zaman açık ekran" ve yüksek yenileme hızı (120Hz) özellikleri hoş ama pahalı. Yenileme hızını "otomatik/uyarlanabilir" konumda tutmak iyi bir orta yol.
Zayıf sinyalde telefon sürekli daha güçlü baz istasyonu arar ve pili hızla tüketir. Kapsamanın kötü olduğu yerlerde uçak modu, ölü bir pilden iyidir. Evde ya da ofiste ise mobil veri yerine Wi-Fi kullanmak daha ekonomiktir — bağlantınız sık kopuyorsa bu da sürekli yeniden bağlanma denemeleri yüzünden pili yer; kablosuz ağ sorunlarını çözmek dolaylı olarak pil de kazandırır.
Bildirimler konusunda acımasız oldum: ekranı gereksiz yere uyandıran her uygulamanın bildirimini kapattım. Konum izinlerini de "her zaman" yerine "uygulamayı kullanırken" yaptım. Bu ikisi tek başına gününüze bir-iki saat ekleyebiliyor.
Son olarak güncellemeleri ihmal etmeyin. Üreticiler güç yönetimi hatalarını düzenli olarak yamıyor; bazı sürümlerden sonra aynı cihazda daha iy